4 Ekim 2010 Pazartesi

TÜRKİYE'DE YABANCI OLMAK

Bu ülkede çalışmak çok zordur. Türkiye'ye yabancı olmakla başlar her şey. Havaalanından indikleri anda farkı hissetmeye başlarlar. Bir anda omuzlardalar. Zaten Türkiye'ye geldilerse, dünya çapında bir üne sahip olmaları gerekir. Yoksa yetersiz görülebilirler. Sanırsınız ki Türk takımları her sezon Avrupa Şampiyonluğu için mücadele ediyor da, gelenler bunu baltalıyor!

İnsanımızın tez canlılığı adamlara bir anda "Nereye geldim ben?" dedirtirken, ileriki aylarda yaşayacaklarından bihaber olmaları onlar için bir handikap yaratıyor. Buraya daha önce gelen arkadaşlarından bilgi almaları da önemli değil. Öyle bir ortam oluyor ki, onu da bir anda unutuyorlar. Birileri üşenmese de, havaalanında hangi oyuncu veya teknik direktör nasıl karşılanmış, sonra onu giderken kaç kişi, hangi şartlar altında uğurlamış, bunların belli bir zaman içindeki arşivini çıkartsa.

İşin enteresanı, onları da belli bir zaman içinde kendimize benzetmemiz. Benzeyemenler de arada kalmaktan yorulup, kendi içinde yaşadıkları sıkıntıları artık dışarıya vurmaktan kendilerini alamıyorlar. Bu şekilde aktaramayanlar ise saçmalamaya başlıyor. İşte son örnek: Frank Rijkaard. Avrupa'nın belki de en rahat insanlarının yaşadığı Hollanda'dan çıkan en önemli futbol adamlarından biri. Futbolcuyken en tepedeydi. Antrenörlükte de iyi olacağı belliydi. Johan Cruijff'un dokunuşuyla beklenenden daha kısa sürede en tepeye çıktı. Şimdi Galatasaray'da stres dolu günler geçiriyor. Bunun suçunu tek başına ona yükleyemeyiz. İyi kulüp olmak; o kulüpte çalışan herkesin birbiriyle ahenk içinde çalışmasıyla, aynı hedefe odaklanmış, vizyon sahibi insanların bir araya gelmesiyle mümkündür. Yöneticiler söylediklerinin arkasında durmalı, değişime ayak uydurmalılar. Yoksa Vicente Del Bosque geldi diye Real Madrid, Luis Aragones geldi diye İspanya, Frank Rijkaard geldi diye Barcelona olamazsınız. Tribünlerde hala buna inanan taraftarlar var ve yöneticiler insanların buna inanmasına göz yumuyorlar ve asıl beklentileri teknik adamlara aktaramıyorlar. Çünkü aktarırlarsa, bu yönetim şartlarında komik duruma düşeceklerini biliyorlar. Bu ülkeye yurtdışından en çok spor yöneticisi transfer edilmeli gibi görünüyor.

1 yorum: