3 Mart 2013 Pazar

BİR "TIK" ÖTEDE

Dün akşam Eskişehir Atatürk Stadı'nda çok iyi bir takım vardı. İyi paslaşan, yardımlaşan, rakibine çok alan bırakmayan bir takım. Ersun Yanal bu ülkede yetişen kalburüstü teknik direktörlerden biri. Ama her zamanki gibi, ülkenin kısırdöngü sohbetlerine saçma sapan sebeplerle meze oluyor. Vardır böyle basma kalıp düşünceleri futbol âlimlerimizin. Fatih Terim soyunma odasında "gaza getirerek" maç kazanır, Ersun Yanal da bilgisayar oynarak! Böyle düşünen adamlar kendilerine ait bir dünya yarattıkları ve kendilerini tatminden başka hiçbir şey düşünmedikleri için de boğazlarına kadar pislik içindedirler, ama hepsinin en çok kullandığı kelime "adamlık"tır!

Eskişehir; ülkenin en güzel şehirlerinden biri. Burada yaşamak, insanlara farklı bir enerji katıyordur muhakkak. Eskişehirspor ise, uzun yıllar Süper Lig'in dışında kalmasına rağmen, ülke tarihinin önemli değerlerinden biri. Zaten geri dönmesinden itibaren üzerine koyarak yoluna devam etmesi geçmişten gelen kazanma alışkanlığının bir tezahürü. "Şehir Takımı" ruhunu yaşatan 3-5 takımımızdan bir tanesi. Taraftarı da, oyuncusu da bunun farkında. Oynatmayarak değil, oynayarak kazanmanın derdindeler. "Oyuncular Eskişehir doğumlu olsun" gibi bir takıntıları da yok! İyi bir teknik direktöre ortalama üstü oyuncuları teslim ettiklerinde ne alabileceklerini biliyorlar.

Bu sene her ne kadar ligde alışık olmadğımız bir puan durumu olsa da, Eskişehirspor'un genel olarak 5-8 arasında olması beklenir. Bu beklentiyi sağlamak önemli olmakla beraber, ilk 4'e girmek için sağlam temeller atmalarına yol açıyor.

Ersun Yanal bu takıma uyuyor. 3,5 senelik sözleşmelerinin sonuna kadar gelmemeleri, hattâ bu birlikteliği uzatmamak için bir sebepleri yok gibi görünüyor. Ersun Yanal kendisine yeni bir heyecan aramadığı müddetçe, burada uzun vadeli planlar kurabilir ve başarılı bir gelecek inşa edebilir. Geçmişin ruhunu ayakta tutmak ve yeni bir "Bursaspor mucizesi" yaratmak kendi ellerinde.