5 Temmuz 2012 Perşembe

ZÜBÜK

Aziz Yıldırım sonunda tahliye oldu. Yakında kılıçlar çekilecek. Arkasından atıp tutanlara iyi bilenmiştir diye tahmin ediyorum. Medyadaki sevenleri de hemen yanına koştular. Ertuğrul Özkök yine büyük bir gazetecilik olayı yaptığını gözümüze sokmaya çalışırken, bugün Aziz Yıldırım'dan yalanlama geldi. Ama mesele değil. Her şeyin en iyisini bildiğini zanneden bu büyük ego, bu bozuntuyu da çaktırmamak için elinden geleni yapacaktır.

Bir medya mensubu neden yöneticilerin (iş, siyaset, spor) en yakınında olmak ister? Cevabı belli, tamam. Güç, habere ulaşma, vs. Ben ruhen neden orada olduğunu soruyorum. Ruhunu neden satar? Kendisi hakkında söylenen her kötü sözü nasıl yutabilir? O odadan çıktığı anda, birkaç dakika önce karşılıklı kahkahalar attığı adamın onun arkasından salladığı küfürler kulaklarında çınlamaz mı? Bunu bile bile nasıl yaşar insan? Her gün yaptıkları çok önemli (!) sosyolojik tespitlere benzemez bu durum.

Hayat boyu en tepede olduğunuzu düşüneceksiniz. Sonra bir gün biri gelecek, size haddinizi bildirecek. Kendisine yaranmak için onun da suyuna gideceksiniz. Her türlü şaklabanlığı yapacaksınız. "Türkiye değişiyor, biz de değişiyoruz" safsatalarına gireceksiniz. Merak etmeyin, daha çok değişirsiniz. Ama dikkat edin! Hayatta bilemeyeceğiniz tek şey; mezara ne zaman gireceğinizdir. Planınızı ona göre yapın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder